Oxaca, hakikaten Meksika’nın bir tanesi. Wo-ha-ka olarak telaffuz ediliyor. Yarı tropik ılıman iklimi ve zengin florası, on altı yerli halkın varlığından beslenen köklü kültürel dokusu, koloniyel mimari mirası ve zengin mutfak kültürü, ismini Aztek dilinde akasya çiçeklerinden alan Oaxaca eyaletini ve başkenti Oaxaca şehrini tartışmasız bir şekilde eşsiz kılıyor. Üstüne üstlük, bir yanı güneyde Pasifik Okyanusu’na, bir yanı doğuda Karayipler’e bakan Oaxaca’nın, UNESCO dünya kültürel mirası listesinde iki değerli sit alanı bulunuyor: Kolomb öncesi Zapotek uygarlığı tarafından kurulan Monte Alban antik şehri ve daha sonra kurulacak olan koloniyel şehirlere model olacak şekilde planlanan Yeni İspanya’nın ilk şehri Oaxaca.
Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında tarih, Kolomb öncesi ve sonrası olmak üzere keskin bir biçimde ikiye ayrılırken, Hernan Cortez hazin Meksika bölümünün önemli aktörü olur. Yeni İspanya’nın kurulmasıyla hakimiyetini bu bölgede iyice pekiştiren İspanya, ihraç ettiği Eski Dünya değerleri ile kıtanın yerel kültürlerinde köklü değişiklikler yaratır. Yerel değerler ortadan tamamiyle kaybolmaz, fakat Katolik mezhebi inanç sisteminden şehir planlamasına kadar yaşamın her alanına damgasını vurur. Ortaya çıkan bu sentezi, kimlik çatışmasını, karanlık ve karmaşık tarih meselesini biraz kurcalamak isterseniz, Latin kökenli ünlü oyuncu John Leguizamo’nun “Moronlar İçin Latin Tarihi” isimli stand-up show’unu mutlaka izlemelisiniz!
Sanat: Olmazsa olmaz!
Sahip olduğu kültürel zenginlikleri ve coğrafi avantajları Oaxaca bölgesini ve şehrini hızla bir çekim merkezine dönüştürmekte. Kuzey Amerikalı ve Avrupalı emeklilerin Kabe’si San Miguel de Allende’de olduğu gibi, Oaxaca’da da yerli ve yabancı sakinleri ile ziyaretçileri, sanat ve kültür ortamına ivme kazandırıyor ve ortaya çıkan estetik dilde oldukça belirleyici. Fakat Kolomb öncesi medeniyetlerin mirasını yüklenen müzeleri veya geleneksel sanatlarının belirgin varlığı Oaxaca’yı geçmişe hapsedemiyor; çünkü baskıdan fotoğrafa görsel ve çağdaş sanatlarda muazzam bir devinim söz konusu. Bir Perşembe akşamı Oaxaca’da hareketli kalabalıkla beraber bir sergi açılışından ötekine ilerlerken kendinizi NY’ta Chelsea’de zannedebilirsiniz.
Tekstil Müzesi
Binlerce yıllık dokuma kültürüne sahip, sayısız yerli kabilenin nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu Oaxaca bölgesinde Tekstil Müzesi’nin olmaması düşünülemez! 2006 yılında beş bin parçadan oluşan altı büyük koleksiyonun bağışı sayesinde 18. yüzyıl tarzı koloniyel bir konakta kurulan bu küçük ama iyi bir seçkiye sahip müze, Meksika’nın yerli halklarından Zapotekler’in kuşaktan kuşağa aktardığı nitelikli işçiliği ve özgün teknikleri korumayı amaçlıyor. Önceliği Oaxaca, Meksika ve Orta Amerika dokuma mirasına vererek, dünyanın dört bir yanından dokuma sergilerine ev sahipliği yapmakta.
Manuel Álvarez Bravo Fotoğraf Merkezi
Fotoğraf tarihinin ilk yüzyılının ustalarından sayılan, Mexico-city doğumlu Manuel Álvarez Bravo’nun ikonik fotoğrafları vardır ; ismini duymamış bile olsanız, fotoğraflarını bilirsiniz. Meksika, 1910 Devrimi’ni izleyen dönemde avant-garde sanatın önemli merkezlerinden birine dönüşür. Bravo, Fransa’da sürrealist çevrelere olan yakınlığına rağmen Meksika’ya, köklerine dönmeyi ve büyülü Meksika coğrafyası ile ülkenin kültürel mirasını aktaran yerlileri fotoğraflamayı tercih eder. İsmini taşıyan Fotoğraf Merkezi, 1996 yılında sanatçı Francisco Toledo tarafından kurulduğundan beri Meksikalı fotoğrafçıların sergilerine ev sahipliği yapmakta.
MACO Oaxaca Çağdaş Sanat Müzesi
Oaxaca’nın hareketli sanat ortamına can veren, Meksikalı sanatçı Francis Toledo’nun emeği ve yaratıcılığıdır. 1950’lerde ortada ne bir müze vardır, ne de sanat galerisi. Toledo sayesinde oluşturulan devlet-özel sektör işbirliği bundan sonra kurulacak kültür yapıları için oldukça etkili işleyen bir model oluşturur. Ve Oaxaca, böyle bir işbirliği sayseinde ülkede çağdaş sanat geleneğini oluşturmayı başaran öncü bir eyalet olur. Bu modeli benimseyen MACO, Oaxacalı sanatçılara önemli ölçüde görünürlük kazandıran saygın bir kültür kurumuna dönüşür.
Oaxaca Grafik Sanatları Enstitüsü
1988 yılında, Toledo’nun girişimi ile açılan Enstitü, yerli yabancı yetenekli sanatçıların hiciv tarzında grafik işlerini sergileyen bir mekan aynı zamanda. Latin Amerika’da iyi kötü bir demokrasi geleneğine sahip ama yine de sıkıntıları yüklü olan Meksika gibi bir ülkede, politik hiciv yaygın bir eleştiri aracı olması şaşılacak bir konu değil, elbette.
Oaxaca Etno-Botanik Bahçesi
Oaxaca’dan geriye bende şiddetli bir kaktüs saplantısı kaldı. Sipariş verdiğim her taco’nun içine nopal ismini verdikleri kaktüs kavurması koydursam da, zaafımın önüne hiçbir şekilde geçemedim. Sizin de kaktüse gönlünüz düşecek bir şekilde; o yüzden şehrin tam göbeğinde yirmi üç bin metrekarelik bir alana yayılmış, muazzam bir peyzaja sahip Etno-botanik Bahçesi’ni atlamayın! Toledo’nun çabaları ile lüks otele ve otoparka dönüşmekten son anda kurtulan bu vahada hepsi bu coğrafyada yetişen yüzlerce bitki, bölge florasının zenginliğine ayna tutmakta.
Benito Juarez Müze Evi
Meksika-Amerika Savaşı’nın önemli ismi, ülkenin ilk yerli başkanı Benito Juarez’in evlatlık geldiği ve büyüdüğü ev, orijinal mobilyalara sahip olmasa bile, Meksika tarihinin bu önemli isminin anısını dönem atmosferi içinde yaşatmakta.
Filateli Müzesi
Pullara özel bir ilginiz olmayabilir ama koleksiyonun dolgunluğu bir yana, bembeyaz avlulara yayılmış kaktüsleri ile Filateli Müzesi Oaxaca’nın en hoş mekanlarından biri sayılabilir. İstanbul’dan gönderilmiş mektuplar, Türkiye’den pullar, Frida Kahlo’nun doktoruna yazdığı kartpostallar, Meksika kültür ve tarihini belgeleyen pulların yanı sıra her türlü malzeme ile tasarlanmış, pul sanatı olarak nitelendirilebilecek eserler ve vintage posta kutuları teşhirde.
Rufino Tamayo Kolomb Öncesi Meksika Sanatı Müzesi
Diego Rivera’nın çağdaşı, Oaxaca’nın yetiştirdiği en ünlü sanatçı Tamayo, Meksika’da çıktığı yolculuklarda biriktirdiği Kolomb öncesi medeniyetlere ait eserlerle oluşturduğu koleksiyonunu müzeye dönüştürülen koloniyel bir konakta sergilemekte.
Oaxaca Kültürleri Müzesi
Barok güzellik Santo Domingo kilisesinin bitişiğinde yer alan manastır, 1996 yılında geçirdiği başarılı restorasyondan bu yana Oaxaca Kültürleri Müzesi’ne ev sahipliği yapmakta. Bir zamanlar hacıların giriş yaptıkları kapıdan içeri girdiğinizde, revaklı bahçeye sahip bu inziva merkezinin eski çile odaları Kolomb öncesi ile sonrası tarihi hayatın her alanında birbirine bağlayacak. En göz kamaştırıcı bölüm ise, Zapotekler’in inşa ettiği Monte Alban antik kentinde bulunan hasbelkader İspanyolların gözünden kaçmış hazinenin parçaları.
Alışveriş: Ne almalı?
Alışveriş yapmazsanız, günaha girersiniz, diyorlar!
Frida Kahlo ile özdeşleştirdiğimiz her ne varsa -kalbimizi çalan parlak renkler, nakışlı huipil bluzları, örgü şallar, yerlere inen uzun etekler, huarache deri sandaletler- hepsi Meksika’ya özgü, hala yitirilmemiş geleneksel tasarımlar.
Gelenekler ve tasarım kültürü
Acapulco Sandalyeleri
50’lerde jet set’in gözde mekanı Acapulco’yu ziyaret eden bir Fransızın meşhur Maya hamaklarından esinlenerek tasarladığı rivayet edilen ve tasarlandığı günden beri albenisinden hiçbir şey yitirmemiş olan efsane Acapulco sandalyeler, lounge olsun olmasın, yerleştirildiği her mekana tropik bir esinti getiriyor. Metal bir aksam üzerine ip örülerek tasarlanan bu sandalyelere insan daha bakar bakmaz zaten gevşemeye başlıyor.
Alebrijes
En sık karşılaşacağınız hediyelik eşyalardan biri, Paper mache’den veya ahşaptan yapılma Oaxaca menşeli Alebrijes oyuncakları. Pedro Linares isimli yerli bir sanatçı, ateşli havale geçirirken gördüğü halüsinasyonlardan esinlenerek bu yarı mitolojik hayvanları tasarlamış. San Martin Tilcajete kasabası bu dekoratif halk sanatını halen canlı tutmakta.
Calenda
Partileri ile nam salmış Oaxaca’nın sokak partilerine verilen isim. Calendalar, cambaz ayaklıklarının üzerinde dans eden dev festival kuklaları, başlarının üzerinde sepette şeker, ekmek, çiçek taşırken geleneksel kostümleri içinde dans eden kadınlar, şen şakrak bandolar, havai fişek gösterileri ile kalabalıkları dansa davet eden görsel işitsel bir şölen!
Guelaguetza
Bereketli bir hasat mevsimi geçirmek ümidiyle mısır Tanrıçası Centeotl adına yapılan, Zapotek dilinde “karşılıklı hediye vermek” anlamına gelen Guelaguetza törenleri, İspanyol etkisi sonucu Katolik mezhebinin özelliklerini benimseyerek Meryem’e adanan bir festivale dönüşür. Ülkede en yoğun yerli nüfusa ev sahipliği yapan Oaxaca’da geleneksel kıyafetleriyle dans ederek kültürel kimliklerini korumaya çalışan yerliler için bu seremonilerin bir gurur vesilesi olduğu kesin.
Duvar Resmi Geleneği
20. yüzyılda Diego Rivera sayesinde görünürlük kazanmış Meksika duvar resim sanatı, aslında resim sanatının en eski örneklerini vermiş kadim medeniyet Olmekler’e dayanıyor. Evet, tekila markasına ismini vermiş o medeniyetten bahsediyorum. İspanyollar, Katolikliği yaymak amacıyla bir araç olarak kullanarak bu geleneği sürdürüyor.
Duvar resmi geleneği, devrim sonrası yeni kurulan Meksika’da bambaşka bir işlev üstleniyor: yeni rejimi ve vatanseverlik ruhunu güçlendirme, kökleri ve ulusal kimliğini pekiştirme görevini Rivera, Orozco gibi ünlü ressamların sayesinde ediniyor. Her yer rengarenk!
Calavera ve Ölüler Günü Festivali
Turuncu kadife çiçeklerine bürünmüş kuru kafalar, Aztek geleneğinde ölülerin koruyucusu Yeraltı Tanrıçası Mitcal’i onurlandıran bir seremoniye dayanıyor. Avrupa’daki karşılığı ise Danse Macabre; yani ölümün kaçınılmazlığını vurgulayan, ölüleri mezarlarına dans eden iskeletlerin götürdüğü bir dans imgesi. Bu iki gelenek bir araya gelince ortaya dünyanın en eğlenceli ve anlamlı festivali çıkıyor: Día de Muertos, Ölüler Günü Festivali. Kaybettiğimiz sevdiklerimizi anarak yaşamı kutsamayı amaçlayan bu bayram Kasım ayında kutlanıyor. Sunak ve mezarlar Aztekler’de ölümün sembolü olan turuncu kadife çiçekleri ve şekerden yapılma kuru kafalarla süslüyor.
Mojigangas ve Oaxaca Düğünleri
Ben böyle vur patlasın, çal oynasın düğün görmedim! Neşeli ve ritmik bir bando, dev düğün kuklaları, başlarında çiçek ve meyva sepetleri geleneksel kıyafetleriyle dans eden kadınlar… sokaklar düğün için trafiğe kapatılıyor; zaman mevhumunu kaybedip fareli köyün kavalcısı misali müstakbel çiftimizin peşinde saatlerce sokaklarda dans eden bir güruhu her düğünde görebilirsiniz. Mümkünse Oaxaca’da evlenin! Evliyseniz, niye nikah tazelemeye gitmeyeseniz?
Bonus
Pueblos Magicos
2001 yılında Meksika Turizm Bakanlığı, ülkenin doğal güzelliğini, misafirperverliğini, kültürel zenginliğini tanıtmak amacıyla az bilinen küçük kasabalar listesini “Büyülü Kasabalar” programı adı altında hayata geçiriyor. Çeşitli kriterleri karşılayarak bu listeye girmeyi başaran kasabalar devletten hem tanıtım konusunda, hem maddi anlamda yardım almaktalar. Listede Oaxaca’dan beş kasaba bulunuyor; Pasifik Okyanusu kıyısındaki hippie Mazunte en sevimlisi.
Deniz Güneş Hamak
Pasifik Okyanusu kumsalları dev dalgaları ile nefes kesici de olsa, Ege Denizi çocuklarına biraz vahşi kaçabilir. İnanmazsınız, haritalarda bazı kumsallar timsah ikonları ile renklendirilmiş! Mayalar’dan miras örgü hamaklarda okyanusu seyretmek daha güvenli ve keyifli mi acaba?
Pasifik Okyanusu kıyısındaki Huatulco bölgesinde Mazunte, San Agustinillo, Zipolite ve Puerto Escondido gibi sayfiye kasabaları daha az dikkat çeken turist kasabaları. Zipolite’de içinizdeki hippi ortaya çıkabilir; dikkat! Burası Girit’in Matala kumsalı gibi, 60’larda hippilerin mesken tuttukları, meşhur ettikleri bir destinasyon. Dünyanın her yerinden gelen eski hippilerle yeni bohem hippiler Zipolite’nin çıplaklar kumsalında fütursuzca soyunarak güneşin, okyanusun ve kumun bedenlerine temas etmesinin alabildiğine keyfini sürüyor. Üstelik bu özgürlük yetmezmiş gibi, her yıl düzenlenen Çıplaklar Festivali, dünyanın her yerinden her yaştan insanı çıplak olmak kaydıyla burada ağırlıyor.
Oaxaca Mutfağı
2010 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Mirası listesine girmiş bir mutfaktan bahsediyoruz. Bölgenin mikro iklim çeşitliliği ve çok kültürlü nüfusu ortaya ülkenin en özgün mutfağını çıkartmış. En gururlandıkları şey ise mole sosu. Geleneksel olarak, çikolata da dahil olmak üzere 90 farklı baharattan hazırlanan bir karışım.
Yemek sosla yeniyor gibi düşünebilirsiniz; ama aslında sosu tatmak için yemek yeniliyor diyebiliriz. Mısır kadar, burası aynı zamanda kahve ve çikolata diyarı. O kadar ki, mısır ve kakao Tanrıların içeceği tejate’de buluşuyor. Kaçamayacağınız bir atıştırma ise protein zengini çekirge kızartması. Denemeye var mısınız?
Temezcal
Temezcal, ruhu, zihni ve bedeni her türlü fiziksel ve zihinsel toksinden arındırmak amacıyla uygulanan, Mayalardan miras bir buhar banyosu geleneği. Bu arınma seremonisi bir şaman liderliğinde dünyanın rahmini simgeleyen igloo tarzı, yarı küre formunda bir buhar kulübesinde yapılıyor; kalp atışını düzenleyen tütsüler ve davul ritmi eşliğinde yaşadığımız gezegen ve evren ile olan bağımızı pekiştiren ruhsal bir tören.
*Hillsider Dergisi 93, Yaz 2018